03 Haziran 2015

Nazım'dan

Gelsene dedi bana
Kalsana dedi bana
Gülsene dedi bana
Ölsene dedi bana

Geldim
Kaldım
Güldüm
Öldüm

Çığlık

İçimdeki biri sürekli çığlıklarıyla uyandırıyor beni. Benden başkası duymuyor allahtan. Gün içinde de kulaklarımı tırmalamıyor değil sesi. İş yerinin hem haralası hem gürelesi oyalıyor yorgun kafamı. Ama, ah o evin sessizliği yok mu? Uykuya dalmadan önce çekilen o ızdırap dolu dakikalar, bazen saatler. Ve sabahın köründe karşıdaki inşaatın demir çubuklarının, buldozerlerinin ve vinçlerinin sesini bile bastırıp, adeta zevk duyarak kulağıma bağıran "içimdeki biri". 

İçimdeki biriyle dışımdaki birinin arasındaki uçurum büyüdükçe benim korkularım da artıyor. Yaklaşan beşinci seviyedeki tropikal fırtınanın ayak sesleri gibi geliyor. 

Uçurum büyüdükçe içimdeki biriyle dışımdaki birinin yüzleri de biçim değiştiriyor, renkleri başkalaşıyor. Birinin gözlerinin altındaki mor halkalar derinleşirken diğerinin boynu zayıf bedeninin üstüne iğreti iliştirilmiş gibi duruyor. Her ikisi de hızla kilo kaybediyor. 



12 Mayıs 2015

Üzülme...

Üzülme...der Mevlana ve devam eder;Bir yandan korku bir yandan ümidin varsa iki kanatlı olursun,tek kanatla uçulmaz zaten.Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil,kilimin tozunu almaktır.ALLAH sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır.Niye kederlenirsin?Taş taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olamaz.Yüzük ol...mak dileyen taş, ezilmeyi, yontulmayı göze almalıdır.
Üzülüyorsan, Biri var ki cılız varlığını düştüğü çamurdan kaldırmak istiyor. Onun için dokunuyor kalbine. Kıymetini bil ki, üzmeye değer görüyor seni. Hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir. Kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir.
Yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine. Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir. Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini, rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını, bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demek ki... 
Üzülüyorsan, şımaramazsın. Kibrin kirli tuzağına düşemezsin. Kendini beğenmişliğin çamuruna dolaşmaz ayakların. Uzak geçersin isyanlı yollardan. Heveslerinin ardı sıra düşüp nisyan uçurumlarının başına sürüklenmezsin. Seni Biri yakınlığına çağırıyor demek ki... Gözden çıkarmamış olmalı seni.

05 Mayıs 2015

YUNUS EMRE'DEN

Eğer göğün yedi katına çıkmaksa niyetin
Aşk'tan güzel merdiven bulamazsın

26 Nisan 2015

Sana geliyorum, sana,

Sana geliyorum, sana,
Beni anla, içimdeki şeytan.
Yalnız sensin doğru söyleyen.
Gerekince kaçan, gerekince gelen.

Denizin yüzünde geceleyin,
Karanlıkları işleyen renkleri görmek senden.
Senden, bazı kelimelerin farkedilmemiş güzelliğini anlamak,
Unutulmuş yaşamaya başlayıvermek birden.

Sana geliyorum, doğru sana,
Susmamak için.
Çünkü sensin dinleyince dinleyen,
Bakınca bakan, görünce gören.

Sevmesini iyi bilirim, düşünmeyi öğrendim.
Duydum nedir can vermeden ölmek.
Artık bütün kapıları açıp kapayabilirim.
Sen anlarsın bunlar ne demek.

Sana geliyorum, yalnız sana,
Yalansız, gizlisiz.
Olduğu gibi anlatacağım ne varsa,
Bil, bilsinler, biliniz.

Sen, 
Vurunca vuran, gülünce gülensin.
Sesin, yüzün, ellerin yüzde-yüz senin.
Sen ölmeyensin.

Özdemir Asaf

01 Nisan 2015

Mevlana'dan

Allah der ki;
kimi benden çok seversen onu senden alırım.
ve ekler;
onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım.
ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur,
sabır taşar,
canından saydığın yar bile bir gün el olur.
aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür.
düşman kalkar dostun olur.
öyle garip bir dünya,
olmaz dediğin ne varsa olur.
düşmem dersin düşersin.
şaşmam dersin şaşarsın.
en garibi de budur ya;
öldüm der durur yine de yaşarsın...

24 Mart 2015

No tengo donde ir



No tengo donde ir. La vida es dura. La vida es sola. El dolor nunca termina.

No tengo donde ir. Noches llena de lágrimas. El sol nunca me despierta.

No tengo esperanzas. Los sueños no me dejan solo. Los sueños con memorias con ella.

24 Şubat 2015

Yangın

Herşey yanmış kül olmuş. İnek yemiş yazdıklarımı, fotoğraflarımı. Dağa kaçmış inek, dağ yanmış, inek yanmış, kağıtlar yanmış. Kül olmuşlar.

Arkamda, doğduğum ülkede benden kalan son izler de yok olmuş. Kül olmuş.

Kemikleşmiş depresyon. Eskilerle tıka basa dolu rüyalara uyumak gönülsüzce. Ama kahretsin, uyanmak hep sonra.

Bazen oturduğum yerde kendime dalarım, derinlere, kuytulara. Çok derinlere. İsimsizleştirdiğim yüzler, gülümsemeler, sevişmeler.

Yüreğimin tam ortasına koca bir taş düşmüş. Kanımda bilmediğim ve tanımadığım elementler. Bir hücreden bir diğerine unutulası anıları taşıyıp duruyor.

Yaklaşan gecenin telaşı, tek gözüme düşüverin gözyaşı.

Sessizlik, sensizlik, yokluk ve hiçlik.

11 Temmuz 2014

Ah Adrian.
Sana gerçekten olumlu birşeyler yazabilmeyi isterdim. Üzülmeni istemiyorum. Ama yazacak birşeyim de yok malesef. Affet.

Kızımın gelişinden ziyade, gidişini düşünür oldum. Sanırım bunda, dananın kuyruğunun o tarihten sonra kopacağını biliyor olmanın verdiği dehşet duygusunun da etkisi var.

Yalnızım, çok yalnız. Türkiye'deyken hem kızımı hem sen dahil arkadaşlarımı, dostlarımı arada bir de olsa görüyordum. Burada yalnızlık kendisini sürekli hissettiriyor.

Bir çığlık isteği var boğazımda, çıktı çıkacak. en zoru da bunu iş yerindekilere belli etmemek için gösterdiğim yoğun çaba. Bu beni daha bir güçsüz kılıyor.

Hani kanser sonrası vücudun bağışıklığı zayıflar ve en ufak hastalıklara karşı bile çaresiz kalır ya. İşte ruhumu saran da O'ndan sonra, kanserin ta kendisi. Zaman, geçen tek şey Adrian; yoksa ne acılar geçiyor ne de delirmenin eşiğindeki benliğimin son çırpınışları azalıyor.

(Eğer varsa) Tanrı'nın bu işte bir parmağı veya bir bildiği var gibi geliyor. Bana hayatımda sadece 10 yılı bir baba olarak yaşamamı layık görmüş bir Tanrı.

08 Temmuz 2014

Depresifin Günlüğü

Bulaşık makinesine bu kadar yüz vermenden belliydi Adrian. Saatli saatsiz çalıştırıyorsun şu mereti. Yalnızlık zor anladık tamam, başka ses mi yok evde yankılansın, sana yalnızlığını unuttursun.

Bıçağın ucunda yaşamak zor. Kimse bilmez yanı başındaki uçurumu. Belli etmek istemezsin. Ne de olsa hayat gailesi. Gaile de ne acayip kelime. En zoru da sanki sıradışı bir şeyler dönmüyormuş hayatında, bombok değilmiş gibi yapmak. Rollerin en çetrefillisi. Zaten seni yoran da bu biliyorum. Yoksa bıraksalar, yaşayacaksın bu eziyetli varoluşu. Varoluşların en lanetlisini demek istediğim.

Yorucu ya Adrian, farkında olmaz mıyım? Çok yorucu. Rüyalarda bile yüzün gülmez, bir anlık mutluluklar bile haram.

Bir arkadaş yazmıştı da oradan biliyorum. Zamanla geçer herşey, her acı diyorlar; halbuki geçen tek şey zamanın ta kendisi, acılar değil. Kapanmayan yaralar hiç değil.

05 Haziran 2014

Gözümde dünden kalan bir gözyaşı...

Şiir okumayı sevmem. Nazım ve Neruda'nın birkaç şiiri dışında. Yazmayı da becerdiğim söylenemez. Ama arada bir, beklenmedik bir anda, yazılmamış bir şiirin yazılmamış ilk dizesi gelir aklıma. Yatana kadar düşünürüm bu dizeyi. Kafamda evirip çeviririm. Bu ilk dizeyle uykuya geçerim. Devamı gelmez bir türlü.

15 Mayıs 2014

Binada sigara içmek yasak, çıkıyorum gecenin bir yarısı sokağa, tellendiriyorum bir sigara, sokağı mesken tutan kediler ve ben bir de inanmayacaksın bir tavus kuşu her gece.

Kediler alışkın, kaçmıyorlar. Tavus kuşu da öyle, arada bir yolun ortasına doğru şöyle bir seyirtiyor, sonra yine yaklaşıyor sigara dumanına.

Gece sıcak, yapış yapış. Bir esse azıcık.


19 Nisan 2014

İnsan nereye giderse gitsin, cennetini de cehennemini de yanında götürüyor.