12 Mayıs 2017

Of of. Taşındım yine. Bilmem bu kaçıncı. Bilemem kaç kere daha taşınacağım yakın gelecekte, uzak gelecekte. Yoruldum. Yaş da ilerledi. İnsanın kendini toparlaması daha uzun sürüyor. Küçüldü evim. Ama daha sevimli oldu biliyor musun? Azaldı ışığım. Ama daha serin oldu biliyor musun? 

Bu yıl geç geldi yaz Miami'ye. Daha yeni yeni otuz dereceleri geçti hava sıcaklığı. Benim işime geliyor bu durum doğal olarak. Klimasız bir kış geçirmek buralar için lüks.

Neyse, Miami'de asayiş berkemal.

08 Şubat 2016

Mevlana

Sen ol da
İster yar ol ister yara
Lütfun da başımın üstünde
Kahrın da

07 Aralık 2015

Yastığım

Taşınmak.

Bir dünyanın bir ucundan bir yere. Gittiğin ve hayata hep yeni baştan bir yerlerden, sıfırdan, elinde cebinde hiç bir şey olmadan başlamak, yorulmadan. Öksüz.

Duyguların da tastamam öyleler işte. Yanında taşıyıp durduğun valiz dolusu eşyaların,kitapların ve hatta eskilerden aklında bir şeyler kalabilsin diye çoraplarının altına sıkıştırıverdiğin. Yıllar önce,annem ve güzeller güzeli Elife teyzemin, toplu konutların hep aynı renk binalarının birinin ikinci belki de üçüncü katındaki bir apartman dairesinin hemen girişinde yünlerini tahta çubuklarla çırptıları, havalandırdıkları bir yastığım vardı benim. Tam istediğim sertlikte, taş gibi ve yüksek. 

İşte o yastık, önce okyanusu aştı benimle. Sonra aynı yoldan geri döndü yıllar sonra., Sonra dağları aşıp, uzak uzak uzak doğuya vardı., Hep, başımın altındaydı. Ahmet Rasim Sokak'ta başladığı yolculuğa Avenida Cabildo, Olleros ve yine Ahmet Rasim, sonra sonbaharlarda sarı yapraklı ağaçlarıyla meşhur San Li Tun Dong Wu Jie, sonra son durak: Halit ZİYA sokağın, kot altı 3 artı bir dairesinin en büyük odasında neredeyse bir yıl daha.

Bir daha kimse çırpıp, havalandırmadı yastığımı, terimi yıllar boyu emen, ben kokan, başımı taşıyan, içi iyi kötü milyonlarca rüyayla dolup taşan başımı taşıyan, 

Yastığımdan yaklaşık yirmi ay önce ayrıldım ben ey dostlar. Neden, ayrıldığım, belki son nefesimden önce bir daha göremeyeceğim onca akrabadan onca dosttan ve tanıdıktan, yastığım geliyor karanlık ve anlaşılmaz aklıma. 

29 Kasım 2015

Ne sanmıştın ki sen aşkı, sevmeyi? Her sabah uyandığında gözlerinin içine bakıp, gülümseyerek günaydınn kadınım ya da erkeğimm diyebilmeyi mi? Burnunun ucunda senin için yanıp tutuşan varken hiç yanmadı mı yüreğin, burnunun ucundan binlerce kilometre ötesine.. Burnunun ucundakinin hissettiremediği kalp atışlarını, binlerce kilometre hissetmeye.. Sahi neydi aşk sence? Neydi ki sevmek? İlla dokunabilmek miydi tenine, illa sevişebilmek miydi, nefessiz kalıncaya dek.. Yoksa hissedebilmek miydi? Ruhunun, bedeninin her zerresinde ... Sahi; Neydi?

Nerden başlayım bilmiyorum
Sen de nereye varırsan artık.
Ben ilişkimizi koparmıyorum
Sense araya mesafeler koyuyorsun

Kültablası dolu
Gecemse bir o kadar boş
Nasıl geçti günler
Nasıl geçti geceler
Orada ol
Her zaman hayatımın içinde
Işıkları yak
Yaşamasan da olur benimle
Beni biraz seviyorsan
Orada ol
Hayatımın aşkı
Güçlü sevdam...
Uygulamaya geçmeye korkuyoruz
Her bir kelimemizi
Aşk da sanki yağmurdan önce
Çekip giden bir bulut gibi.!!
Orada ol
Her zaman hayatımın içinde
Işıkları yak
Yaşamasan da olur benimle
Beni biraz seviyorsan
Orada ol
Hayatımın aşkı
Güçlü sevdam...


Yorgo Angelopoulos

https://www.facebook.com/kiliseninimamiii/posts/963163193776467?pnref=story


01 Ekim 2015

Aksi

Çekilmez bir adam oldum yine
Uykusuz, aksi, lanet
Bir bakıyorsun ki ana avrat söver gibi
Azgın bir hayvan döver gibi
O gün çalışıyorum
Sonra birde bakıyorsun ki
Ağzımda sönük bir cigara gibi tembel bir türkü
Sabahtan akşama kadar sırt üstü yatıyorum ertesi gün
Ve beni çileden çıkarıyor büsbütün
Kendime karşı duyduğum nefret ve merhamet
Çekilmez bir adam oldum yine
Uykusuz, aksi, lanet
Yine her seferki gibi haksızım
Sebep yok olması da imkansız
Bu yaptığım iş ayıp rezalet
Fakat elimde değil
Seni kıskanıyorum.

Nazım Hikmet